top of page

ÇEKTE ZAMANAŞIMI - 6273 SAYILI KANUNDAN ÖNCE İBRAZ SÜRESİNİN DOLMASI - İCRANIN GERİ BIRAKILMASI



T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/27354

K. 2013/4250

T. 14.02.2013

* ÇEKE DAYALI OLARAK YAPILAN KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLU İLE TAKİP (Çekin Keşide Tarihi 2008 Olup İbraz Süresinin Bitim Tarihinin 6273 S.K.'nın Yürürlüğe Girmesinden Önce Olduğu - Çeklerin 6 Aylık Zamanaşımı Süresine Tabi Olduğunun Gözetileceği)

* ÇEKTE ZAMANAŞIMI (3 Yıllık Zamanaşımı Süresinin Uygulanabilmesi İçin Çekin İbraz Süresinin Bitim Tarihinin 6273 Sayılı Yasa Değişikliğinin Yürürlüğe Girdiği Tarihten Sonra Olması Gerektiği - Çekin Keşide Tarihi 2008 Olup İbraz Süresinin Bitim Tarihinin 6273 S.K.'nın Yürürlüğe Girmesinden Önce Olduğu)

* ALTI AYLIK ZAMANAŞIMI SÜRESİ (6273 S.K. İle Yapılan Değişiklikle 6 Ay Olan Zamanaşımı Süresinin 3 Yıla Çıkarıldığı - Zamanaşımı Şikayetine Konu Olan Takip Konusu Çekin İbraz Süresinin Bitim Tarihi 6273 S.K.'nın Yürürlüğe Girmesinden Önce Olduğundan Çeklerin 6 Aylık Zamanaşımı Süresine Tabi Olduğu)

* ÜÇ YILLIK ZAMANAŞIMI SÜRESİ (6273 S.K. İle Yapılan Değişiklikle 6 Ay Olan Zamanaşımı Süresinin 3 Yıla Çıkarıldığı - 3 Yıllık Zamanaşımı Süresinin Uygulanabilmesi İçin Çekin İbraz Süresinin Bitim Tarihinin 6273 Sayılı Yasa Değişikliğinin Yürürlüğe Girdiği Tarihten Sonra Olması Gerektiği)

6762/m.726

6100/m.297

ÖZET : 6273 Sayılı Kanun'un 7.maddesi ile TTK'nun 726.maddesinde yapılan değişiklikle çeklerde 6 ay olan zamanaşımı süresi 3 yıla çıkarılmıştır. 3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, çekin ibraz süresinin bitim tarihinin yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra olması gerekmektedir.

Zamanaşımı şikayetine konu olan takip konusu çekin keşide tarihleri 2008 olup, ibraz süresinin bitim tarihi 6273 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce olduğundan, çekler 6 aylık zamanaşımı süresine tabidir. Altı aylık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı incelenip karar verilmesi gerekir. Hükümde gerekçeli kararın yazıldığı tarihin yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR: Çeke dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte borçlu takibin kesinleşmesinden sonra 6 aylık zamanaşımı süresinin geçtiğini ve takibin zamanaşımına uğradığını belirterek, icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 6273 Sayılı Kanunun 7. maddesi ile değiştirilen 6762 Sayılı T.T.K.'nun 726. maddesine göre zamanaşımının 3 yıl olarak dikkate alınması gerektiği, 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı belirtilerek istem reddedilmiştir.

03.02.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 Sayılı Kanunun 7. maddesiyle değişik 6762 Sayılı TTK 'nun 726. maddesinde; "Hamilin; cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Çek borçlularından birinin diğerine karşı haiz olduğu müracaat hakları bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı dermeyan edildiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar" düzenlemesi yer almaktadır.

İlke olarak, herhangi bir kanun veya düzenleyici kural, hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilememeleri, yani, geçmişe etkili olmamalarıdır. Yasaları uygulama durumunda bulunanlar, başta mahkemeler olmak üzere, onları geriye yürür sonuçlar doğuracak şekilde yorumlamamakla yükümlüdürler. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanun koyucu bu kaidenin aksine düzenleme yapabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun; 09.03.1988 tarih ve 1987/2-860 E., 1988/232 K.; 13.10.2004 gün ve 2004/10-528 E., 2004/533 K; 06.04.2005 tarih ve 2005/10-183 E., 2005/241 K sayılı kararları da aynı yöndedir.

Bundan ayrı, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural, "derhal yürürlüğe girme" (I'etfet immediat de la loi novelle) niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumların yeni yasa veya düzenleyici kuraldan etkilenmemesi, kazanılmış hakların saklı tutulması gereğinden kaynaklanan bir sonuçtur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesi hükmüne göre, Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Kazanılmış hak kavramı, her ne kadar açık bir biçimde Anayasa'da düzenlenmemiş ise de, bunun hukuk devleti kavramının temel taşlarından biri olduğu ve Anayasa'nın bünyesinde mündemiç bulunduğu, Türk Kamu Hukuku'nda, öğretide ve yargısal kararlarda benimsenmektedir.

6273 Sayılı Kanun'un 7.maddesi ile 6762 Sayılı TTKnun 726.maddesinde yapılan değişiklikle çeklerde 6 ay olan zamanaşımı süresi 3 yıla çıkarılmıştır. Yukarıda açıklanan ilkelere göre değişikle getirilen 3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, çekin ibraz süresinin bitim tarihinin yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra olması gerekmektedir.

Somut olayda zamanaşımı şikayetine konu olan takip konusu çekin keşide tarihleri 30.09.2008 olup, ibraz süresinin bitim tarihi 6273 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce olduğundan, çekler 6 aylık zamanaşımı süresine tabidir.

O halde mahkemece, bu durum dikkate alınarak 6 aylık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı incelenip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğundan bahisle istemin reddi isabetsizdir.

Öte yandan HMK'nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde "gerekçeli kararın yazıldığı tarihin" yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

4 görüntüleme0 yorum
Yazı: Blog2_Post
bottom of page